...

Merhaba…

“Yaşanmış bir olaydır, çünkü başından sonuna kadar ben düşündüm bunu.”

Boris Vian

Köpüğü çekici yapan şey, saydamlığı, renksizliği ama ışıkla olan geçirgen ilişkisi, parıltısı, inceliği, hafifliği.

Bir şeyin hafife alındığını, geçiciliği ifade ettiğini en çok sabun köpüğü lafıyla tahayyül edebiliyoruz. Tıpkı pembe dizilere “soap opera” denmesi gibi. İçi boştur çünkü köpüğün. Elinize alamazsınız, Uzaktan bakmak ve keyfini öyle çıkarmak zorundasınız. Dokununca yok olduğuna göre, hakkında konuşmaya değmez bile belki de!

Hafife alınma, geçicilik, sabun köpüğü… Fazlasıyla kadınsı görünüyor. Biz de kadınlarla, köpüklerle, geçici ve hafife alınan şeylerle uğraşmak istiyoruz burada. Kadın yazarlarla, kadın kahramanlarla. Ama en ciddileriyle değil. Biraz hafife alınanlarıyla. Edebiyatın köpüğüyle, videolarla, modayla, trendlerle, ıvırla, zıvırla… Kadınların ürettikleri şeylerle, tükettikleri, sevdikleri ve nefret ettikleri şeylerle. Hayatımızın köpüğüyle.

Bazen uçucu kaçıcı, hafif görünen şeylerin hiç de hafife alınabilir şeyler olmadıklarını unutuyoruz, biraz bunu da hatırlamak istedik. Arzu akışlarıyla para akışlarını birlikte görmeye çalışmak heyecanlı olmaz mı? Kadınların bu “aptalca merakları”nın kocaman ekonomileri nasıl döndürdüğünü keşfetmek?

Ama hepsinden önemlisi, sevdiğimiz şeyleri niçin sevdiğimizi, neden onu değil de bunu izlediğimizi, bütün bu “kirli zevkler”in hayatımızın neresinde durduğunu anlamaya çalışacağız. İnsan böyle bir şeyi tek başına yapamaz, yapsa bile pek eğlenceli olmaz. Biz de dedik ki birlikte yapalım. Bakalım neler bulacağız…