Süt Kafası

Bunlar Güzel Kafalar III

Çok uzun zaman oldu süt kafasıyla ilgili bir şeyler yazmayalı. Çünkü süt kafası bunu gerektirir. Her hafta düzenli yazabilecek olsaydım gazeteye köşe yazardım 🙂

Aslında arada yazmışım bir şeyler ama bir türlü parçaları bir araya getirememişim belli ki. Bu arada çok şey oldu. Öncelikle Öykü 7 aylık oldu. “Evladım aççç” adlı anlamsız hezeyanım sonucunda şu anda neredeyse normal bir çocuğun bir yaşında olması gereken kiloda. Taşınmıyor. Ama o zihin olarak hala 7 aylık olduğu için ve yürüyemediğinden tabi, taşınmak istiyor. Ama taşınmıyor. O kadar yoga yaptık hamileyken. Sırt, bel, kol, bilek güçlendirdik ki bu günlere yatırım olsun. Ama ben tüm yatırımımı harcadım sanırım. Geçmiş olsun. 

En önemli şeyi söylemedim tabi. Öykü yaklaşık 2 haftadır emmeyi bıraktı. Günde 70 kere kendimi sağmama rağmen en son tüm gün biriken süt, bir şeker kaşığına düşünce ben havlu attım. Demem o ki, artık süt kafası bölgesi sınırları içinde değilim. Ama “süt-emme-sağma” evreninden çok da uzaklaşamamışken son bir şeyler yazmak istedim. 

Dedim ya, Öykü epeydir emme konusunda her türlü yan yatma çamura batma eylemini gerçekleştirdi. Daha 3 aylıkken “meme grevi” çıkardı başıma. Ben de süt-veren olarak emme-işçisiyle uzlaşma yolları aramaya başladım. Çeşitli pozisyonlarda saçma sapan emme biçimleri uydurduk. Ben o esnada sırt ağrılarına kardım. Aynı zamanda sağma işlemiyle memelere; “Yo yo süte hala ihtiyacımız var. Sen lütfen üretmeye devam et. Lütfeeeeen!” mesajı vermekle de uğraşılıyor tabi.  Bu sağma işi de dünyanın en çirkin şeyi olabilir bu arada. İnsanın içi çekiliyor. Ama dedim ya, ne yaptıysam olmadı. Kendi kararı dedim çıktım işin içinden. Şu an herkes çok mutlu. 

Bir ara “Doya Doya Moda” izledim gündüz kuşağında. Ben de bir yeni doğum yapmış olarak, vücut ölçüleri olarak programın hedef kitlesi sayılırdım çünkü. Ne korkunç bir program ismi, değil mi ya? Kadınlar şişman diye illa ki bir doyma, bir boğaz sokuşturmuşlar işin içine. Yaratıcılık nerde sayın medya mensuplarııı? İlk zaman kadınlar alışverişten geldikten sonra mutfakta hamur işi yiyorlardı. Konsepte uygun olsun diye. Öyle düz anlam yani. Sonra baktılar şişmanlardan çok ekmek çıkmıyor; balık etli diyebileceğimiz hanım kızlarımız yarışmaya başlayınca ben bıraktım. Artık hedef kitle değildim.

Bir de TLC’de “Kalabalık Aile” diye bir program izledim uzun zaman. Beşizleri olan bir ailenin tüm günlerini gösterdikleri bir format. Ailenin zaten bir kızları varken 5 tane daha kızları olmuş ve elbette ki hayatları reality show malzemesi haline gelmiş. Gözlerim yaşararak, o anne babaya hayranlık duyarak izledim programı. Bittiğinde çok üzüldüm. Yine gözlerim yaşardı. Ama en çok ilk bir ay Youtube’dan izlediğim Heidi’yi severek anıyorum. 51 bölümdü ve ben en son 7 yaşında çizgi film izlemekten bu kadar zevk aldım. O günleri yalnız geçiren biri olarak, en büyük şefkati ve ilgiyi Heidi’den ve onun nemrut dedesinden aldığımı söyleyebilirim.

Tüm bunları izlerken tüm hayalim bir bakıcı bulabilmek ve yalnızlıktan kurtulup bu yükü gündüzleriyle de birileriyle paylaşabilmekti. Onu başardım. Daha doğrusu başarmıştım. Üstelik Öykü bayıldı bakıcısına. İlk ona sesli güldü. Ben çok kıskandım, gıcık oldum ama kadını Öykü işe alınca ben de kabul etmek durumunda kaldım. Tam artık alıştık, ben yakında okula başlarım derken salgın başladı. Bakıcı da, evden çıkabilme hayalleri de yalan oldu. Şimdi bakıcımıza öykünün videolarını yolluyoruz. Bütün kış burnumda tüten baharı da balkondan izleyebiliyoruz. 

Benim hayatımda çok az şey değişti aslında. Sadece evlerinde olamayan insanlar için duyduğum endişe eklendi mevcut durumuma. Ben zaten evdeydim. İnsanların gün içinde yaşadıkları buhranları yaşayabilecek vaktim de olmuyor. Sabah 5.30-6.30 arası kalkıyorum ve ondan sonra full-time anneyim. Arada da Emel olmaya çalıştığım şeyler yapmaya uğraşıyorum. Bu yazıyı yazmak gibi. Annelik zaten yeterince kuşatıcı, istila edici bir rol. Bu süreçte anladım ki, ancak direnişle kendine ufak tefek zamanlar çalabiliyorsun ve bu çok kıymetli. 

Öyle işte! Benim süt maceram 7 say sürdü sürmedi. Artık bu alanı terk ediyorum ve ne yalan söyleyeyim pek de üzgün değilim. Hala her şey epey zor. Ama süt vermenin bende yarattığı eksiklik, yetememe hissinden kurtulmak çok rahatlattı. Bu süreci yaşayan ve yaşayacak olan arkadaşlara bol bol sütler ve başarılar diliyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s